Bir Defter Sayfasında Başlayan Hikâye
Valuederm okuyucularına özel bu yazımızda “İsimden isim yapan ekler nelerdir” hakkında pratik bilgiler sunuyoruz.
Bazı günler var ya… insanın içi nedensiz yere ağır olur. Sabah uyandığımda Kayseri’nin soğuğu camdan içeri sızıyordu, ama asıl üşüten şey hava değil gibiydi. İçimde bir eksiklik vardı, adını koyamadığım bir boşluk. Defterimi açtım. Günlük tutmayı hep sevmişimdir; kelimelerle kendime ayna tutmak gibi.
O sabah sayfaya sadece şunu yazdım: “Bugün içim dolu ama nedenini bilmiyorum.”
Sonra çantamı alıp üniversiteye gittim. O gün Türkçe dersinde öyle bir konu açıldı ki, sanki benim dağınık zihnimi toparlamak için gelmişti: İsimden isim yapan ekler nelerdir?
Sınıfta Bir Anda Değişen Hava
Hocamız tahtaya büyük harflerle yazdı:
İsimden isim yapan ekler nelerdir?
Sonra döndü, “Bugün sadece kural ezberlemeyeceğiz,” dedi. “Bu eklerin hayatla nasıl bağ kurduğunu göreceğiz.”
O an garip bir şey hissettim. Sanki bir kelime bilgisi konusu değil de, içimdeki dağınıklığı toplayacak bir şey anlatılacaktı.
Tahtaya ilk yazılan eklerden biri: -lık / -lik / -luk / -lük
Hocanın sesi sınıfta yankılanıyordu ama benim zihnim başka bir yere kaymıştı. Bu ekleri sadece bir dil bilgisi kuralı olarak görmemiştim hiç, ama o gün ilk defa “bunlar hayatın içinden şeyler” gibi geldi.
Mesela “mutlu”dan “mutluluk”…
“yaz”dan “yazlık”…
“arkadaş”tan “arkadaşlık”…
Hepsi bir şey ekliyor, ama sadece harf değil. Duygu ekliyor.
O an içimde bir şey kıpırdadı. Sanki kelimelerle insanlar arasında görünmeyen bir köprü kuruluyordu.
Bir Arkadaş Meselesi
Dersin ortasında aklıma lise yılları geldi. En yakın arkadaşım vardı, bir gün ansızın uzaklaşmıştı. Sebep bile söylemeden.
O günlerde “arkadaşlık” kelimesi bana çok ağır gelirdi. Çünkü içinde “-lık” vardı ama bende eksik olan bir şey.
Şimdi sınıfta hocayı dinlerken şunu düşündüm:
Arkadaş + lık = arkadaşlık.
Bu kadar basit mi?
Ama hayatta hiçbir şey bu kadar basit değil.
Yine de o an içimden bir umut geçti. Belki de bazı kelimeler, eksilen şeyleri tamamlamak için vardır.
Eklerin İçinde Kaybolmak
Hocamız ikinci ekleri yazdı: -ci / -cı / -cu / -cü
“İsimlere meslek, uğraş ya da aitlik anlamı katar,” dedi.
Tahtada örnekler vardı:
kitap → kitapçı
çay → çaycı
balık → balıkçı
Ben o sırada gözümün önüne Kayseri çarşısını getirdim. Simit kokusu, sabah erken saatlerde açılan küçük dükkânlar… “balıkçı” tabelasının önünden geçerken hissettiğim o soğuk rüzgâr.
Ama bir şey daha hissettim: İnsanların kendini yaptığı şeyle var etmesi.
Bir “çaycı” sadece çay satan biri değil. Bir “kitapçı” sadece kitap koyan biri değil.
İsimden isim yapan ekler nelerdir? sorusu bir anda bana şunu düşündürdü: Belki de bizler de birbirimize eklenerek anlam kazanıyoruz.
Defterime Kaçan Duygular
Benzer Bir Yazı: İsimden fiil türeten ekler nelerdir ?
Benzer Bir Yazı: İsim, kök ve fiil kökü nasıl ayırt ederiz ?
Ders bitmeden önce içimdeki dalgalanmayı bastıramadım. Defterimin kenarına şunu yazdım:
“Belki de insanlar da eklerle büyüyor.”
Ama yazarken bir yandan da içim burkuldu. Çünkü bazı eksikler eklenmiyor.
Mesela bazı giden insanlar…
Onlara hiçbir “-lık” geri getirmiyor.
O an içimde bir hayal kırıklığı büyüdü. Kelimeler güzeldi ama hayat her zaman güzel eşleşmiyordu.
Yalnızlık Üzerine Bir Parantez
Bir sonraki ek: -sız / -siz / -suz / -süz
Hocamız bunu anlatırken sınıfta kısa bir sessizlik oldu.
“Yokluk ve eksiklik anlamı katar,” dedi.
Ve o anda ben biraz fazla içine battım.
parasız
evsiz
umutsuz
Bu kelimeler sadece dil bilgisi örneği değil, gerçek hayatta karşılığı olan şeylerdi.
İçimde bir ağırlık çöktü. Sanki kelimelerle gerçek hayat birbirine değmişti.
O an fark ettim ki, bazı ekler sadece kelime üretmiyor. Bazı ekler insanın içini de açıyor.
Kayseri’nin Soğuk Akşamı ve Düşüncelerim
Ders çıkışı Kayseri’nin akşam soğuğu yüzüme vurduğunda, kulaklığımı taktım ama müzik açmadım. Sadece yürüdüm.
Bugün öğrendiğim şeyler kafamda dönüp duruyordu:
-lık / -lik
-ci / -cı
-sız / -siz
Ama en çok takıldığım şey şuydu: Bu ekler sadece dilin değil, hayatın da parçaları gibiydi.
Bir sokaktan geçerken küçük bir çocuk “oyuncakçı” tabelasına bakıyordu. O an gülümsedim. Çünkü o kelime bile bir şey anlatıyordu: hayal kurmayı.
Ama benim içimdeki duygu daha karışıktı. Hem umut vardı hem kırgınlık.
Bir Günlük Sayfasının Daha Sonu
Eve döndüğümde defterimi tekrar açtım. Bu kez daha uzun yazdım.
“Bugün öğrendiğim şey sadece ekler değildi. İnsanların isimlerle nasıl anlam kazandığını gördüm. Ama bazı anlamlar eksik kalıyor. Bazı kelimeler güzel ama bazı hayatlar yarım.”
Kalemi bıraktım ve uzun süre sayfaya baktım.
İçimde garip bir huzur vardı. Sanki her şey çözülmemişti ama anlaşılmıştı.
Kelimelerle İnsan Olmak
Şimdi düşündükçe şunu hissediyorum: İsimden isim yapan ekler nelerdir? sorusu aslında sadece bir dil bilgisi sorusu değilmiş.
Bazen bir “-lık” bizi birbirimize bağlıyor.
Bazen bir “-ci” bizi bir mesleğe, bir hayata yerleştiriyor.
Bazen bir “-sız” içimizdeki boşluğu gösteriyor.
Ama hiçbir ek, insanın içindeki duyguyu tamamen anlatamıyor.
Ben yine de yazmaya devam ediyorum. Çünkü bazı şeyler sadece yazınca hafifliyor.
Ve belki de en çok buna ihtiyacım var: kelimelerle kendimi tamamlamaya değil, kendimi anlamaya.
O gün Kayseri’de yürürken hissettiğim şey hâlâ içimde duruyor. Soğuk hava geçiyor ama düşünceler kalıyor.
Ve ben her defter sayfasında biraz daha anlıyorum:
Bazı kelimeler hayatı açıklamıyor… ama insanı kendine yaklaştırıyor.